TuranBlog

Özel Arama

Oyumu Nerede Kullanacağım

19/2/2009 -Kategori: Siyaset

29 Mart 2009 günü yapılacak olan yerel seçimlerde oyunuzu nerede kullanacağınızı bilmiyorsanız, Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı sitesinden TC Kimlik Numaranızı girerek öğrenebilirsiniz. Şu anda sistem aktif olmadığından seçim dönemine yakın oyunuzu nerede kullanabileceğinizi öğrenebilirsiniz.etiket:oyumu nerede kullanacağım,oy sonuçları,seçim sonuçları,29 martta oyumu nerede kullanacağım,oyumu nerde kullanacağım,ysk,yüksek seçim kurulu,29 mart seçimleri,yerel seçimlerde nerede oy kullancağım

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

AK PARTİ KAPATILMADI

30/7/2008 -Kategori: Siyaset

Anayasa Mahkemesi Ak Parti hakkında açılan kapatma davasında son sözünü söyledi. Tarihi kararı başkan Haşim Kılıç açıkladı.

Anayasa Mahkemesi, AK Parti'nin kapatılmamasına karar verdi.



Anayasa Mahkemesi, AK Parti hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından açılan kapatma davasında kararını verdi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, dava sonucunda AK Parti'nin kapatılmadığını, ancak 6 üyenin kapatılma, 4 üyenin de Hazine yardımından yoksun bırakılması kararına vardığını, partinin son yıl aldığı Hazine yardımından 1/2 oranında yoksun bırakılmasına karar verildiğini bildirdi.

İŞTE HAŞİM KILIÇ'IN KONUŞMASINDAN BAŞLIKLAR

- 61 kişiyle ilgili ilgili siyasi yasak talebi var. Önemli konuların dava konusu haline getirilerek Anayasa Mahkemesi'nin önüne konulmuş olması bizi ve ülkeyi siyasal, ekonomik ve sosyal açıdan önemli sonuçlar doğurdu. 70 milyon halk gözünü Anayasa Mahkemesi'ne dikti. Tabi bu karar bundan önceki başörtüsü kararı diye adlandırılan AK Parti'nin kapatılması en önemli iki dava olarak önümüze geldi.

- Bu davaların görülme süreci ile ilgili basın basın organları ve yazarlar ahlaki ve insani değerleri aşarak hakarete uğradık. Arkadaşlarımın duygu ve düşüncelerini ifade ediyorum. Üzüntülerimizi ifade ediyoruz. Bu mahkemenin kendi yaptığı planlama çerçevesinde yapılıyor.

- Dışardan gelen baskılar neticesinde planlama yapmadık bundan sonra da yapmayacağız. Bu davaların gerek sosyal, ekonomik ve siyasal boyutları nedeniyle biz bu davanın bir an önce sonuçlandırılmasını istedik. Biz de bu ülkede yaşıyoruz. O nedenle bu konudaki bu davanın önemini toplumu ne kadar ilgilendirdiğini görmezden gelemezdik. Arkadaşlarımızı görevlendiriken bu çerçeveye dikkat ettik.

- Raportör deneyimli ve birikimli arkadaştı. Dava ile ilgili raporunu yazdı. Arkadaşımız yanlız başına yazmadı 3 arkadaşımız yazdı.

- Raportörün bu konudaki adı geçen arkadaşımızın neden tercih edildiği konusuna gelince başörtüsü raporu da arkadaşımız yaptı. Enine boyuna araştırma yaptı.

- Hiç bir arkadaşımız mutlu olduğunu söyleyemez. Demokrasi adına biz de hepimiz ciddi davalarda sıkıntılar yaşıyoruz. Ancak ne yazık ki bu konuda çağdaş demokratik ülkelerle adına anayasal değişiklikler yapılmayıp siyasi parti kapatma gündeme gelir o zaman kuralların değiştirilmesi gündeme gelir. Oysa böyle olmaması gerekir. Kapatma davaları ilgili siyasi partilerin uzlaşması sonucu yapılmasını isterdik. Tartışmalar siyasi parti kapatma davaları ile canlılığını kazandı. Bir kez daha siyasi aktörlerimize seslenmek istiyoruz. Toplum bu konuda rahatsızlık varsa bu konuda uzlaşarak bu değişiklikleri süratle yapmanızdır. Biz toplum olarak hangi kesimden hangi düşünceden inançtan olursa olsun tüm toplumun birlikte yaşamasını elimizden geldiğince göstermeliyiz.

- Bundan sonraki siyasi hayatta gerginliği azaltmak adına gerekli çalışma yapılacağına inanıyorum. Arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ülkenin bu kadar önemli konuda kısa sürede karar aldıkları için teşekkür ediyorum.

- Kapatmama kararı alındı. 1/2 oranında verilen yardımın kesilmesi kararı verildi. Ben red verdim. Paksüt, Erten, Özler, Apalak, Ayla, Pektaş kapatılması yönünde oy kullandı. Adalı, Akyalçın, Özgündür, Kaleli ise yardımların kesilmesi yönünde oy kullandı.etiketler:akp kapatma davası,akparti kapanmadı,akparti kapatılmadı,akp'nin kapatılması,ak parti kapatılmadı,ak parti kapanmayacak,akp davası,ak parti kapatma davası

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

AKP Kapatma Davası Mahkeme Sonucu

30/7/2008 -Kategori: Siyaset

KAPATMA DAVASINDA FLAŞ GELİŞMEKAPATMA DAVASINDA FLAŞ GELİŞME
Anayasa Mahkemesi'nde yüksek tansiyon...

AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davada, gazeteciler açıklama için Anayasa Mahkemesi binasına alınmaya başlandı. Öte yandan Mahkeme'nin açıklama yapmak için salonun hazırlanmasını istediği bildirildi.


Mahkeme binasının zemin katında sözlü açıklamaların yapıldığı salonda toplanan yüksek mahkeme heyeti, bu sabah saat 09.30'da başladığı görüşmelerde 2 saat 30 dakika öğle arası verdi. Heyet, saat 14.30'da başladığı oturumu devam ediyor.

Bu sırada mahkeme görevlileri, basın mensuplarını giriş kapısından basın kartı karşılığında giriş kartı vererek, binaya almaya başladı. Gazeteciler tek tek güvenlik kontrolünden geçirilirken cep telefonlarının da danışmaya bırakılması isteniyor.
etiketler:akp kapatıldı,akp kapatıldı mı,ak parti kapatıldı mı,akp kapatılmadı,ak parti kapatıldı mı?,akp'nin kapatılması,ak parti kapatılacak mı?,akp hakkında,akp kapatılacak mı,akp kapatıldı,ak parti kapatıldı,akp kapanmadı,akp kapatılmadı,ak parti kapatılmadı,akparti,akparti kapatıldı,akparti kapatılmadı,akp'nin kapanması,akp kapatma davası,kapatma davası,akp'^nin kapatılması davası,akp sonuçları,ak parti kapatma davası sonucu

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

2/4/2008 -Kategori: Siyaset

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Azgın azınlığın yaptığına bak !

10/2/2008 -Kategori: Siyaset

"Sessiz çoğunluk" sessiz kaldıkça "azgın azınlık" her türlü antidemokratik tavırla çıktı onların karşısına. Nuh Gönültaş azgın azınlığı yazdı.

Azgın azınlık, TBMM'ye olmayan bir yasağı kaldırttı!

Halkın TBMM'deki temsili ile rakamlar ve anketler arasında büyük bir uyum söz konusu.

Son bir aydır üzerinde en çok tartışılan "Türban yasağı" konusunda da bezeri bir uyum ortaya çıkıyor.

Anketler yüzde 80'e 20'yi gösteriyor.

TBMM'deki oylama sonucu da aşağı yukarı yüzde 80'e yüzde 20.

Şimdi... Türkiye'nin geleceğinden korkmamak gerekiyor.

Çünkü özgürlükçüler çoğunlukta, yüzde 80. Yasakçılar azınlıkta yüzde 20.

Son tartışmalarda yüzde 20'nin ortak ismini de iyice netleştirdi: "Azgın azınlık"

Yüzde 80'in adı her zaman "sessiz çoğunluk'tu.

"Sessiz çoğunluk" sessiz kaldıkça "azgın azınlık" her türlü antidemokratik tavırla çıktı onların karşısına.

Çünkü sessiz çoğunluğu temsil eden siyasi partiler Meclis'te dağınık bir durumdaydı ve rejimle uzlaşmak uğruna kendilerine oy verenlerin taleplerini bugüne kadar hep görmezden geldi.

TBMM'deki yüzde 80 dün, yüzde 20'nin yasakçılığından güç olan ve üniversitelerde örgütlenmiş azgın azınlığın resmen olmayan ve fakat fiilen uyguladığı "Başörtüsü yasağının anayasadaki güya dayanaklarını ortadan kaldırdı.

Bakın azgın azınlık yasakta diretince sessiz çoğunluğa ne yaptırdı?

Yasalarda olmayan ve fakat fiilen uygulanan bir yasağı yasal olarak kaldırdı.

Azgın azınlık eğer yasakta diretmeseydi, ne anayasa da ne de yasalarda böyle bir düzenlemeye gerek kalırdı, konu hoşgörü çerçevesinde çözülürdü. Böylece kimse de olayın bir "rövanş" olduğunu söyleme gereği duymazdı.

Bu süreçte ortaya çıktı ki, yasakçıların, azgın azınlığın, sürekli yasak yasak diyerek bunun için ileri sürdüğü gerekçelerinde boş olduğu ortaya çıktı.

Yasağın Avrupa Birliği ayağı çöktü. Bu zaten yalandı ve Avrupa Birliği'nin üniversitelerde başörtüsü yasağı uygulamasına geçit veren bir kararı yoktu ve hiç bir Avrupa ülkesi üniversitesinde başörtüsü yasağı diye bir yalan ve yasak yoktu. Ama rektörlerimiz hep bu tezle yasağı savunuyorlardı.Yalan her zaman çökmeye mahkumdur.

Yasağın anayasal ayağı çöktü, çünkü aslında anayasada başörtüsü yasağı diye bir yasak söz konusu değildi.

Yasal ayağı çöktü, çünkü yasalarda başörtüsü yasağı diye bir şey yoktu.

Peki o zaman TBMM neyi kaldırdı?

Komik ama TBMM resmen olmayan bir yasağı kaldırdı. Azgın azınlığın dayattığı fiili yasağı resmen kaldırdı.

Başörtüsü ya da türban, zaten serbesti. Fakat azgın azınlığın üniversitelerdeki örgütü bu yasağı fiilen uyguluyor, gerekçe olarak da Anayasa ve Avrupa Birliği kararlarını gösteriyordu.

Bu süreç hepsini çökertti. Fiili yasakçıların gerekçelerinin gerçek olmadığı yalan olduğu ortaya çıktı. Gerekçelerinde ileri sürülen Anayasa maddelerinde bir daha yasağı savunabilme ihtimallerini ortadan kaldırdı.

Çöktü, hepsi çöktü!

Bakın Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'a göre de anayasa ve yasalar türbanı yasaklamıyor.

Ona göre de yasalardan ve anayasadan kaynaklanan bir başörtüsü yasağı yok.

TBMM olmayan bir yasağı kaldırdı ama bu süreç yasakçılığı fiilen sürdürmeye çalışanların yalanlarını ortadan kaldırmaya yaraması açısından son derece verimli geçti!

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hâlâ tanımayanlara; işte provokatör !

19/11/2007 -Kategori: Siyaset

O, daima sadece bizim değil, bütün insanlığın karşı karşıya kaldığı tehlikelerin en önemli aktörü oldu ve olmaya da devam ediyor.

Onun inancı, fikri, ideolojisi, tarafı yoktur.
Onu harekete geçiren yegane güç hep kişisel çıkarları olmuştur.
Alacağı paranın, vuracağı vurgunun, muhteris tatminlerin peşindedir.

Bin bir tane yüzü vardır.
Bazen bir yardımsever doktor kartvizitiyle çıkar karşına..
Bazen ateşli bir gazeteci kimliğiyle..
Bazen de sıradan bir vatandaş görünümünde.

Bugün elde bayrak milliyetçilerle beraber “kahrolsun emperyalizm” diye bağırır.
Yarın sosyalistlerin yanında, şovenizme saldırır.
Bir gün mini etek giyip, amansız bir türban karşıtı kesilir.
Öbür gün çarşafa bürünmüş, radikal bir açık düşmanı olabilir.
Yanılıp, dinlesen, 100 Türk büyüğünden biri sanırsın.
Bir başka gün bölücü eylemlerde slogan atarken görürsün.

Çalışma alanı genelde kalabalık ortamlardır.
Bazen de kuytularda görünmez adam halini alır.
Derinlerden aldığı emirlerin harfiyyen uygulayıcısıdır.
Görevi, uçları sivriltmek, yanları bilemektir.
Sivri uçlar batar, bilenen yanlar keser.
İnsanların canı acır, insanların canı yanar.
İnsanlar ölür, insanlar ağlar.

Toplumun matem günleri, onun en mutlu zaman dilimleridir.
Ortam yangın yerine dönmüşken, o dostlarıyla eğlenir.
Kışkırttığı kitleleri varlıkları lüzumsuz zavallılar olarak görür.
Yaşamak -ona göre- kendisinin ve gücü elinde bulunduranların hakkıdır!
Çünkü bu dünya, güçlülerin dünyasıdır.

Farklı türleri, farklı boyutları vardır.
Kiminin çapı bir mahalle kadarsa, bazıları dünya hinterlandında çalışır.
Çoğu birbirini hiç bilmez, hiç tanımaz.
Ama aralarında anlaşılması, bulunması, ispatlanması güç bir bağ vardır.
Ve pek çok zaman, karanlığı yöneten el hep aynıdır.

Aydınlıktan hiç haz etmez.
Çünkü ortam ışıdıkça gizlenmek de zorlaşır.
O yüzden aydınlığa karşı bitmek bilmez bir kini vardır.

Bugün yeryüzüne kötülük hakimse, onun bunda büyük payı vardır.
Ve bir gün yeryüzü aydınlandığında, o kendi karanlığında kaybolacaktır.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

PKK ne yapmak istiyor?

22/10/2007 -Kategori: Siyaset

Dünkü son saldırıyla iyice perçinleşti ki terör örgütü PKK, saldırılarını hain bir plan üzre yapıyor. Yani karşımızda çıldırmış, azıtmış, dağıtmış başıbozuk bir örgüt yok; tam aksine, sinsi bir plan üzre Türkiye'yi zora sokmak isteyen şer bir şebeke var. Bazı güçler 'bir taşla iki kuş vurmak'ı planlıyor ve hain örgütü kullanıyor.

Attığı her kurşunla ülke içindeki sosyal ahengi ve siyasi dengeyi alt üst etmeyi hedeflediği gibi, Türkiye'yi uluslararası platformda da zora sokmayı amaçlıyor. Toplumda infial uyandıracak saldırılar belli bir planın parçası...

PKK, halkın galeyana gelmesini, Kürt-Türk çatışmasının çıkmasını, son seçimlerde yöre halkından yediği şamarın unutulmasını, bölgeye hakim olacak bir kaos ortamı yüzünden devletin güvenlik güçleri ile yöredeki insanın karşı karşıya gelmesini, muhtemel yanlışların yeni bir propagandaya dönüştürülmesini ve bu yolla kaybettiği halk desteğinin yeniden örgüte kazandırılmasını istiyor. Normalleşme ve demokratikleşme yolunda atılan adımların akim kalmasını isteyenler de bu planın başka bir aktörü. Türkiye'yi içeriden vurmak, insanımızı birbirine düşürmek, halkın arasına fitne tohumları saçmak, bölgeye yönelik yatırımları baltalamak, demokratikleşme yolunda atılan adımları geriletmek, etnik ayrışımı sağlamak ve bunu sosyal bir çatışmaya dönüştürmek.

Pek çok maksat birden ortaya konuluyor ve terör olayları bir maske gibi kullanıyor. Başka bir fayda daha gözetiyor imansız ve amansız terör örgütünü kullananlar. Tezkere kararının fiilî bir müdahaleye dönüşmesini, yapılacak sınır ötesi bir harekâtı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadelede cephelerinin genişletilmesini; böylece tek hedef olmaktan çıkıp, yeni destekçiler bulunmasını planlıyor. Hükümet de bu sinsi planı görüyor. O yüzden tezkereye hassaten "PKK terör örgütü"nün hedef olduğunu belirtiyor. Oysa eli kanlı örgütün şer planı Türk ordusunu daha değişik, daha kapsamlı bir mücadelenin içine çekmek. Kuzey Irak'a giren Türk ordusunun Barzani yönetimine, Irak'ın birleşik hükümetine, hatta Irak'a sınır ülkelerin hükümetlerine karşı problem yaşamasını istiyor. Daha ötesi, PKK sınır ötesi harekat sayesinde Türk ordusu ile Irak'ı işgal altında tutan Amerikan ordusunu karşı karşıya getirmek için provokasyon üzerine provokasyon yapıyor. Karşımızda sadece taban kaybından dolayı hezeyana kapılmış bir terör örgütü yok; sinsi bir plan ve gizli bir destekle stratejik kışkırtmalarda bulunan bir organizasyon var.

Bu kadar feci eylemin art arda gelmesi, "PKK ya da onunla müttefik güç(ler) Güneydoğu'da sıkı yönetim ya da olağanüstü hal mi istiyor?" sorusunu gündeme getiriyor. Bunu iyi görmek lazım. Aksi takdirde sinsi plan gereği kamuoyuna biçilen öfke ve o öfkeye dayalı plansız davranışlar PKK'nın işine yarayacaktır. Terör örgütü PKK'nın beli tabii ki kırılmalı. Bunda kimsenin kuşkusu yok. Terörü kendine metot kabul eden bütün örgütler için de aynı duruş sergilenmeli. Hiçbir siyasî hedef gencecik çocukların ölümüne meşru bir sebep sayılamaz. Ancak şiddetin bu kadar köpürtüldüğü bir günde bu ülkeyi seven herkesin şu soruyu sorması şart: "Art arda gelen terör saldırıların asıl maksadı ne?" Sıkıyönetim ilan edilmesi mi, Türk ordusunun Irak bataklığına saplanması mı? Halkın birbirine düşman haline getirilmesi mi?..

Türkiye'yi bölmek parçalamak isteyenler, devlet Güneydoğu'ya hizmet götürdükçe çılgına dönüyor. Halkın arasına atmak istedikleri ayrılık tohumları tutmayınca hezeyana kapılıyorlar. PKK, en çetin darbeyi Güneydoğu halkından yedi. Artık bölgedeki vatandaş terör örgütünün beyin yıkamaya yönelik propagandasına aldırış etmiyor. Huzur istiyor vatandaş; aş istiyor, istikrar istiyor, şefkat istiyor. Halkı terör örgütünden koparmak şart!

Şehitler yüreğimizi yakıyor. Nasıl yakmaz ki! Daha yirmisinde gencecik evlatlarımız toprağın bağrına düşüyor birer birer. Ancak yine de soğukkanlı kalıp bu ülkenin düşmanlarını çatlatmak zorundayız. Bir yandan güvenlik zaafları giderilmeli ve terörle daha profesyonel mücadele yapılmalı. Diğer yandan da terör örgütünün inadına daha çok hizmet götürülmeli ve halkın gönlünü kazanacak atılımlar devam etmeli...

EKREM DUMANLI

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Gül, Teziç’e dese ki...

24/9/2007 -Kategori: Siyaset

Teziç cevap verebilir mi? Veremez.O zaman Gül, hızını alamayıp dese ki...Şamil Tayyar Cumhurbaşkanı Gül ile YÖK Başkanı Teziç arasında geçmesi muhtemel konuşmaları bugün köşesine taşıdı. İşte o yazı...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’i Çankaya’ya davet etmiş. ‘Kendi işinize bakın’ diyen Başbakan Erdoğan’a ‘Bu iş, tam da bizim işimiz’ diyen Teziç, Gül’e ne söyleyecek aslında belli.

Benim kelamım Gül’e. Acaba diyorum, Cumhurbaşkanı, YÖK Başkanı’na ‘başka işleri’ olduğunu da hatırlatsa.

Dese ki; Anayasa meselesine kafa yoruyorsunuz, iyi yapıyorsunuz, çok hoşuma da gitti. Ama bu üniversitelerin hali nicedir. Bilimsel üretim sıralamasında dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında niye Türk üniversiteleri yok?

Dese ki; 19 Mayıs, 9 Eylül, Muğla ve İnönü Üniversiteleri başta olmak üzere çok sayıda üniversitede intihal, yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları gırla gidiyor. Bir çok rektör hakkında teftiş raporları var. Bunlarla ilgili hangi işlemi yaptınız?

Dese ki; Bilimin ve çağdaş düşüncenin kaleleri sayılan üniversiteler kışlaya döndü. ‘Yüzde 95 oy alsalar bile bir şey değişmez, gerekirse darbe yapılır’ diyen İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu hala görevde mi?

Dese ki; Emekli General Hurşit Tolon’un kitabı, 19 Mayıs Üniversitesi’nde hangi saikle öğrencilere tavsiye edilip adeta ders kitabı haline getirildi?

Dese ki; Kimi rektörler kitabı defteri unutmuş, ihale takibine başlamış. Bazı üniversitelerde ‘ihale esaslı bilimsel yönetim modeli’ hayata geçirilmiş, ne gibi tedbir aldınız?

Dese ki; Nepotizm hortlamış. Eş, dost yakınları üniversitelere doluşmuş. Kartvizite göre unvan dağıtılıyormuş. Bu kadrolaşmanın sınırı yok mu?

Dese ki; Adına ister türban, ister başörtüsü deyin, veya başka bir isim takın. Ortada mağdur bir kitle var. Bu mağduriyetin giderilmesi için şimdiye kadar ne gibi çözüm ürettiniz?

Teziç cevap verebilir mi? Veremez.

O zaman Gül, hızını alamayıp dese ki; Yahu kardeşim, senin bu kurumun başında ne işin var?

ŞAMİL TAYYAR/STAR

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Tekrar etmek öğrenmeyi kolaylaştırır:)

31/8/2007 -Kategori: Siyaset


Salih Memecan bu kez Cumhurbaşkanı Gül'ü
kabullenemeyenlerin yapması gerekeni çizdi.


Tekrar etmek öğrenmeyi kolaylaştırır



Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
  • Bağlantılarım